Pasarofça Antlaşması

pasarofça antlaşması
Damat İbrahim Paşa
   Avusturya Karlofça Antlaşması gereğince Mora'nın Venediklilere geri verilmesini istemesi üzerine,Avusturya'ya savaş açıldı.O sıralar Damat Silahtar Ali Paşa Osmanlı birlikleri ile Macaristan'a girdi.

   Petrovaradin Muharebesi'nde Avusturya ordusu Osmanlı kuvvetlerini bozguna uğrattı ve Sadrazam Silahtar Ali Paşa şehit düştü.(5 Ağustos 1716)Bu yenilgiden sonra Belgrad 18 Ağustos 1717 tarihinde düşman kuvvetlerinin eline geçti.Silahtar Ali Paşa'nın yerine sadrazamlığa getirilen Damat İbrahim Paşa düşamana barış teklif etti.

   İmzalanan Pasarofça Antlaşması'na göre Belgrad,yukarı Sırbistan ve Banat yaylası Avusturya'ya,Bosna,Dalmaçya ve Arnavutluk kıyıları Venedik'e verildi,Mora Yarımadası Osmanlılarda kaldı.(1 Temmuz 1718)

Varna Savaşı

  
Varna Savaşı resimleri
Varna Savaşı
   İslam Alemi'nin huzuru için ve İslam düşmanlarına haddini bildirmek için büyük gayret göstermiş,bu gayretiyle muvaffak ve muzaffer olmuş Padişah II.Murad,bu çalışmalar neticesinde yorulduğunu ileri sürerek oğlu II.Mehmet'i tahta oturtarak kendisi Manisa'da istirahata çekilmişti.Sultan Mehmet,Ağustos 1444'te tahta ilk oturuşunda 12 yaşında bulunmaktaydı.

   Osmanlı tahtına küçük bir çocuğun oturduğunu duyan Osmanlı düşmanları ümitlenmişlerdi.Karaman Hükümdarı İbrahim Bey,Macaristan ve Lehistan kralı Ladislas'a bir mektup yazarak,padişah'ın yorulduğunu tahta Manisa Sancak Bey'i olan 12 yaşındaki oğluna bıraktığını,Osmanlıları mağlup etmek için beklenen fırsatın geldiğini söylemişti.Macar kralı Ladislas nasıl anlaşmaya bozarım diye düşünüyordu,çünkü Osmanlı Devleti ile 10 yıllık barış antlaşması imzalamıştı.Fakat Haçlı ahlakı ortaya çıkarak(!) Macar kralının imdadına yetişir.. Papa'nın vekili Kardinal Jülyen Sezerini "Hıristiyan olmayanlara karşı verilen sözü tutmakta mecburiyet yoktur." demiştir.Böylelikle 4 Ağustos 1444'te Edirne-Segedin Antlaşması bozulmuştur.

   1 Eylül 1444'te Segedin'den hareket eden Haçlı ordusu 16 Eylül'de Orsova'ya gelmişti.Burada beş gün kaldıktan sonra 20 Eylül'De Orsova'dan hareket etmişti.Tuna'yı geçtikten sonra 14 Ekim 1444'te Niğbolu önlerine geldi.Kaleyi Mehmed Bey kumandasında bir avuç Osmanlı askeri müdafaa etmekteydi.

   Haçlılar günlerce devam eden hücumlarına rağmen kaleyi ele geçiremediler.Mehmed Bey sık sık düşman saflarına yıldırım gibi atılmakta,düşman saflarını karıştırıp darmadağın ettikten sonra haçlı esirleriyle geri dönmekteydi.Niğbolu Kalesi'ni bir türlü zaptedememişlerdi.Hünyadi Yanoş kale önünde daha fazla kalmayı münasip görmeyerek ileri harekata devam edilmesini istemişti.

   Bu olaylar sırasında Sultan Mehmed babasına tarihi bir mektup göndererek şöyle der: "Saltanat kendilerine ait ise def'i a'daya mübaşeretleri farz-ı ayındır.Yok eğer bu canibe ait ise ulülemre itaat lüzumu zamîr-i müzmirlerinin malûmudur."

   Daha net ifadeyle Sultan Mehmed: "Eğer padişah biz isek size emrediyoruz,gelip ordunuzun başına geçin;yok siz iseniz,gelip devletinizi müdafaa edin!" diyordu.Bu mektup üzerine II.Murad Manisa'dan 40 bin askerle Edirne doğru hareket etti.Edirne'de Rumeli dolaylarındaki kuvvetlerin de Osmanlı ordusuna katılması üzerine Osmanlı ordusu hızla Haçlıların üzerine yürüdü.

   10 Kasım 1444 günü iki ordu karşı karşıya savaş nizamına girmişlerdi.

   Osmanlı ordusunun sağ cenahında Turhan Bey kumanda etmekteydi.Rumeli askeri bu cenahta yer almıştı.Sol cenahı Akıncılar ve Azaplar tutmaktaydı.Merkezde Anadolu askerleri vardı.Bu askerlere Karaca Paşa kumanda etmekteydi.Yeniçeriler ve Sipahiler ordunun üçüncü hattını teşkil etmekteydi.Sultan II.Murad merkezden tüm orduyu idare etmekteydi.Ordunun en önünde bir asker,mızrağın ucuna geçirilmiş Segedin sulh antlaşmasını taşımaktaydı.Haçlıların yaptığı ahmaklık ve döneklik yüzlerine vurulmuş oluyordu.

   Savaş Haçlı ordusunun taarruzu ile başladı.Hünyadi Yanoş Osmanlı ordusunun sağ kanadına hücum etti.Sağ kanat bu ani hücum üzerine bozulmuştu.Macar kralı Ladislas da merkeze saldırdı.Sultan II.Murad sol cenahın da geri çekilmesini emretmişti.Sultan Murad yerinde sebat ediyor,kuvvetleriyle birlikte bir adım bile geri çekilmiyordu.Muharebenin en kızgın anında Timurtaş adlı bir yeniçeri kral Ladislas'ın atının ayağını kesti,yere düşen kralın başını ise Yayabaşı Hızır Ağa kesmişti.Daha sonra kesilen baş Edirne Segedin antlaşması metni ile birlikte mızrağa geçirildi.Bu manzarayı gören Macarlar ve Ulahlar telaşla kaçmaya başladı.Kaçanların bir kısmı Tuna'da boğulmuştu.Haçlıların kumandanı Hünyadi Yanoş kaçarak kurtulmuştu.Kesin zafer Osmanlı Devletinindi...
Binlerce Haçlı esir alınmıştı.

   Bu kazanılan zaferden dolayı İslam aleminde büyük sevinç yaşandı.Abbasi Sultanı Çakmak Han Osmanlılara şu sözü söylüyordu "Allah yardımcın olsun Osmanoğlu!"

   Bu zafer,Bizans'ın 9 yıl sonraki âkıbetini de belli etmişti.Ve Bizans,Sultan Mehmed Han'ın yumruğu karşısında gücünden çok şey kaybetmiştir.

Preveze Deniz Savaşı

Preveze Deniz Savaşı
Preveze Deniz Savaşı
   Üç kıtaya yayılan muhteşem Devletin denizdeki hakimiyetini Preveze zaferi tamamlamış ve denizlerdeki en güçlü ve büyük devletin Devlet-i Aliyye Osmanlı olduğu Ehl-i Sâlip'e muzaffer bir zaferle tasdik edilmiştir.

   On altıncı asırdayız Osmanlı Devleti karada zaferlere koşarken,Donanma-yı Hûmâyun da Ege ve Akdeniz'de parlak zaferler kazanmaktaydı Hint Okyanusunu'da unutmayalım.Osmanlı Devleti dünya tarihindeki kaptanların en ustası Kaptan-ı Derya Barbaros Hayreddin Paşa idaresinden düşman kıyılarında tayfun gibi esiyor,önüne çıkan düşman donanmasını perişan ediyordu.

   Tarih 1538'i gösterdiğinde Haçlı Dünyası,karada alt edemedikleri Osmanlı'yı denizlerden silip süpürmek ve Osmanlı kıyılarını alt üst etmek için bir araya gelmişti.Küçük haçlı ülkeleri yanında Müslümanlar üzerine açılacak sefere iştarak eden devletler:İspanya,Almanya,Venedik,Portekiz,Ceneviz,Malta,Floransa..
Bu seferin organizesini yapan ise Osmanlı Devleti'nden en fazla darbe yiyen Charles Quint yapmaktaydı.Bütün haçlı ülkelerinin iştarakiyle teşekkül eden irili ufaklı 600 parçadan müteşekkil donanmaya Andrea Doria kumandan tayin edilmişti.

   Bu kadar büyük donanmanın bir arada toplandığına şahit olan Haçlılar gurura kapılmışlardı.Kendilerinin mutlak galip olacaklarını sanıyorlardı.

   25 Eylül sabahı Haçlı Donanması Preveze önlerine gelmişti.Haçlı donanmasında,forsalardan hariç 60 bin asker ve 2500 top bulunmaktaydı.600 parçalık donanmanın 308 tanesi büyük harp gemisiydi.Bu gemilerin,80 kalyonu İspanya ve Portekiz Krallıklarına,30 kalyon ve 70 kadırga Venedik Cumhuriyetine,36 kadırga Papalık Devletine,10 kadırga Malta Şövalyelerine,1 kalyon ve 52 kadırga Genova Hükümetine,49 kalyon da muhtelif Hristiyan ülkelere aitti.

   Osmanlı Donanmasının ise bütün mevcudu 122 gemiden ibaretti,20 bin de levent bulunmaktaydı.

   25 Eylül günü Haçlı Donanması o ana kadar düşünemedikleri bir olayla yüz yüze geldiler.Arta körfezinden çıkan Osmanlı Donanması,hilal şeklindeki harp safını muhafaza ederek düşmanın üzerine doğru ilerlemekteydi.Ateş hattına girilince Barbaros "Ateş!" emrini verdi.Hiç ummadığı bir durumla karşılaşan Andrea Doria şaşırmıştı ve daha iyi pozisyon alabilmek için harp meydanından çekilme emrini vermişti.Ardından son sürat Korfu istikametine doğru çekildi.

   25 Eylül 1538 sabahı güneş doğarken iki büyük deniz filosu tekrar karşı karşıya geldi.

   Osmanlı donanması yine hilal şeklinde harp nizamına girmişti.Donanma-yı Hûmayunun Merkez kanadında Cezayir Beylerbeyi ve Kaptan-ı Derya,Barbaros Hayreddin Paşa kumanda ediyordu.Yanında oğlu Hasan ile manevi oğlu Hasan Reisler bulunmaktaydı.Sağ cenaha Salih Reis,sol cenaha ise Seydi Ali Reis kumanda etmekteydi.Turgut Reis donanmanın ardında ve ihtiyat kuvvetlerinin başındaydı.

   Osmanlı donanmasının hilal şeklinde harp nizamı almasına mukabil,düşman ordusu da borda nizamında ve birbirinin arkasında üç saf halinde dizilmişti.Başkumandan Andrea Doria idi.Yardımcıları,Papalık donanma kumandanı Marco Grimani ve Venedik donanma kumandanı Vicent Capello'ydu.

   Harp nizamına giren Osmanlı ile Haçlı donanması birbirlerine yaklaşırken rüzgar güneyden esmeye başladı,Bu Osmanlı Donanması'nın aleyhineydi.Bu durum devam ettiği müddetçe netice Osmanlı'nın aleyhine olabilirdi.Barbaros Hayreddin Paşa bu müşkil durumda Kainatın Sahibi Yüce Allah'a iltica etti.Allahu Teala'ya İslam ordusunu muzaffer etmesi yardım etmesi için dua etti.

   Büyük Serdar'ın bu duasının akabinde güneyden esen rüzgar birden bire kesiliverdi ve düşman donanması hareketsiz kaldı.Bu vaziyet karşısında avantajını kaybeden Andrea Doria ön saflardaki gemilerini ateş emrini verdi.Düşman toplarının namluları kısa olduğundan Osmanlı gemilerine isabet kaydedemiyordu.Aynı mesafeden ateş açacak olan Osmanlı topları da yüzde yüz isabet kaydedecekti.Düşmanın bu hücumundan sonra,gemilerde çalan,ceng havasıyla birlikte askerler hep birlikte tekbirlerle mukabil taarruza geçti.Preveze önlerini "Allah Allah" sadaları çınlatıyordu.Osmanlı donanması seri hareketlerle,yaklaşıp düşmanı bombardımana tutarak bazen de düşman ateşinden kaçmak için hızla uzaklaşarak mahirane bir şekilde savaşıyordu.

   Barbaros düşman saflarını yararken Turgut Reis de emrindeki gemilerle Haçlı donanmasının gerisine sarkarak düşmanı arkadan çevirmeye muvaffak olmuştu.Haçlı donanması adeta bir ateş çemberinin içine alınmıştı.Barbaros koca Haçlı donanmasıyla oyuncak gibi oynuyordu.

   Beş saat aralıksız savaşın neticesi belli oldu,zafer başta Allah'ın sonra Osmanlı Devletinindi.Muhteşem bir zafer kazanan Barbaros,kaçan düşmanın peşine takılsa da zifiri karanlık yüzünden Haçlı donanmasını yakalayamadı.

   Preveze zaferiyle Akdeniz bir Müslüman gölü haline gelmişti.Haçlılar karada olduğu gibi deniz de Müslümanların üstünlüğünü kabul etmiş oluyordu.

Osmanlı'da Dağılma Dönemi

   
Osmanlı'da Dağılma Dönemi
Osmanlı'da Dağılma Dönemi
   

























Osmanlı Devlet,Avrupa'daki devletlerin kendi aralarındaki çatışmalarından faydalanıp denge politikası izleyerek varlığını korumaya çalışmıştır.Osmanlı Avrupa'da çıkan isyanlardan ve Ruslarla süren uzun savaşlardan dolayı yorgun düşmüş ve iyice yıpranmış ve devlet yönetiminde ıslahata yönelik birkaç çalışma yapılmış ise de bu Osmanlı'ya pek başarı sağlamamıştır.

   Bu dönemde genel hatlarıyla Ayastefanos Antlaşması,Berlin Antlaşması,Sırp İsyanı(1804),Yunan İsyanı,Osmanlı-Rus Savaşı ve Bükreş Antlaşması,Edirne Antlaşması,Mehmed Ali Paşa İsyanı,Tanzimat Fermanı(1839),Kırım Savaşı(1853-1856),93 Harbi,Osmanlı Yunan Savaşı(1897 Dömeke Savaşı),Trablusgarp Savaşı(1911-1912),Balkan Savaşları(1912-1913),I.Dünya Savaşı(1914-1918),Çanakkale Savaşları(1915-1916) ve nihayetinde saltanatın kaldırılması (1922) ile bu devirde sonuçlanmıştır.

Kıbrıs'ın Fethi

Kıbrıs fotoğrafları
Kıbrıs'ın Fethi
   1750 senesi başlarından beridir Divan-ı Hümayun'u meşgul eden mühim meselelerden biri,Venediklilerin Kıbrıs'ı üs olarak kullanarak Akdeniz'de yaptıkları korsanlıklar olmuştur.

   Venedik gemileri,Akdeniz'den geçiş yapan Müslümanların gemilerini taciz etmekte,hacıları taşıyan gemilere dahi saldırmaktan çekinmeyerek hacı namzetlerini kılıçtan geçirmektedirler.

   İçlerinde Mısır Defterdarının bulunduğu Osmanlı ticaret gemisinin Venediklilerin tacizine uğrayıp gemidekilerin esir alınışı bardağı taşıran son damla olmuştur.

   Kanuni'nin oğlu Sultan II.Selim Divandan Kıbrıs seferine karar çıkışından sonra Devletin bütün imkânlarını bu sefer için harcamıştı.400 parçalık Donanma-yı Hümayun kısa zamanda Kıbrıs Seferi için hazırlandı.Donanmaya Kaptan-ı Derya Müezzin-zâde Ali Paşa,orduya Serdar Lala Mustafa Paşa kumanda ediyordu.

   Şanlı Donanma 15 Mayıs 1570'te halkın coşkulu tezahüratı arasında İstanbul'dan ayrıldı.Osmanlı Devleti'nin Kıbrıs üzerine sefere geldiğini öğrenen Venedikliler Avrupa'daki kardeşlerinden yardım istemişi.Avrupa ülkeleri yardımı geri çevirmemiş ve 204 parçalık bir Hristiyan donanması Girit'te toplanmıştı.İspanya,Malta,Papalık ve Ceneviz de Venedik'in imdadına koşmuştur.Böylece Venediklilerin toplam ordusu 16 bin kara,36 bin deniz askeri ve 1300 toptan oluşuyordu.

   Osmanlı ordusunun mevcudu 100 bin civarındaydı.Orduda tecrübeli kumandanlar vardı.Anadolu Beylerbeyi İskender Paşa,Halep Beylerbeyi Derviş Paşa,Karaman Beylerbeyi Behrâm Paşa ve Dulkadir Beylerbeyi Mustafa Paşa da askerleriyle birlikte orduda yer almışlardı.

   Osmanlı gemileri 1 Temmuz 1570'te Limasol Limanına demir atmış 2 Temmuz'da da karaya asker çıkartmıştı.

   Liftari Kalesi karşı koymadan teslim oldu,9 Temmuz'da Girne limanı ele geçirildi,22 Temmuz'da kalesi ve nüfusuyla mühim olan Lefkoşe muhasara edildi.

   Lefkoşe 49 gün boyunca "Allah Allah" tekbirleriyle çınladı.Her gün tazelenen hücumdan ayrı olarak üç önemli hücum yapılmış ve nihayet 9 Eylül 1570'te fethedildi.Fetihten sonra Lefkoşe'nin kilisesi camiye çevrildi ve Sultan II.Selim Han adına hutbe okutuldu.

   Fetihin tamamlanabilmesi için Magaso'nın fethedilmesi gerekiyordu.Magaso kalesi çok muhkem bir kaleydi.Etrafı derin hendeklerle çevrili kalede 7 bin asker ve 75 top vardı.30 Temmuz'a kadar altı umumi taarruz yapılmış ve Magaso'nın düşmesi an meselesi olmuştu.Venediklilere "teslim ol" çağrısı yapıldı.Venedikliler teslim olmaya karar vermişlerdi.

   1 Ağustos 1571'de Magaso Kalesi'nin teslim alınmasıyla Kıbrıs'ın Fethi tamamlanmış oluyordu.123 ay devam eden çetin mücadelenin semeresi alınmıştır.

Osmanlı'da Gerileme Dönemi

   
Osmanlı'da Gerileme Dönemi
Osmanlı'da Gerileme Dönemi
   Osmanlı Devleti'nde Karlofça Antlaşması'ndan (1699) başlayarak,Yaş Antlaşmasına kadar (1792) geçen süreye genel itibariyle 'Gerileme Dönemi'denmektedir.Bu dönemin bitimine doğru Avrupa'lılar Osmanlı İmparatorluğu'na "Hasta Adam" lakabını vermiştir.Çünkü bu dönemlerde Osmanlı İmparatorluğu,büyük oranda topraklarını kaybetmiştir.

   Bu dönemde Karlofça ve İstanbul Antlaşması'yla kaybedilen yerleri geri almak ve mevcut toprakları koruyup kollamak amacıyla batıda Venedik ve Avusturya,kuzeyde Rusya ve doğuda İran ile savaşlar yapılmıştır.Bu savaşlar Osmanlı'nın yıpranmasına da neden olmuştur.

   Bu yüzyılda Avrupa'dan geri kalındığı Pasarofça Antlaşması'ndan itibaren kabul edilmiş,yapılan yeniliklerde Avrupa örnek alınmıştır.

   Kutsal Roma Cermen İmparatorluğu ile imzalanan Karlofça Antlaşması,Osmanlı-Kutsal İttifak Savaşlarını bitirmiştir.Karlofça Antlaşması,Osmanlı'nın toprağını kaybettiği ilk antlaşmadır. Bu tarihten sonra Osmanlı'nın hızlı bir şekilde gerileme dönemi başlamıştır.Papa tarafından Osmanlı İmparatorluğu'na karşı Almanya İmparatorluğu,Avusturya Arşidüklüğü,Rus Çarlığı,Malta Sen Jean Şövalyeleri Tarikati,Polonya Krallığı ve Venediklilerden oluşan bu ittifak ile uzun süren savaşlardan sonunda yorulan Osmanlı İmparatorluğu,Banat ve Temeşvar hariç,bütün Macaristan ve Erdel Beyliği Avusturya'ya,Ukrayna ve Podolya Lehistan'a Mora ve Dalmaçya kıyıları Venediklilere bırakmak zorunda kalmıştır.

   Osmanlı İmparatorluğu kaybettiği toprakları geri alıp,Avrupa'da tekrar tutunmayı ve gücünü korumayı amaçlamıştır.Ancak bir süre sonra bu amacına ulaşamayacağına anlayınca elindeki toprakları koruma politikasını uygulamıştır.

Osmanlı'da Yükselme Dönemi

   

Osmanlı'da Yükselme Dönemi
Osmanlı'da Yükselme Dönemi
   


















Osmanlı İmparatorluğu Yükselme Devri veya Olgunluk Dönemi 29 Mayıs 1453 ile 11/12 Eylül 1683 arasındaki zamanları kapsar.Osmanlı İmparatorluğunun Kuruluş Döneminden sonra geldiği kabul edilen bir dönemdir.

   İstanbul'un fethinden sonra başladığı kabul edilen yükselme döneminin çoğu tarihçilere göre II.Viyana Kuşatması'na kadar sürdüğü kabul edilir.Katip Çelebi,imparatorluğun yükselme döneminin 1593'te Celalilerin ortaya çıkmasına kadar sürdüğünü belirtirken,Naima 1683'teki Viyana Bozgununu bu dönemin bitişi ve yeni bir dönemin başlangıcı olarak ilan ediyor.

   Naima'nın İbn-i Haldun'un tarih anlayışına göre yapmış olduğu bu bölümlendirme sonraki dönemdeki bir çok Osmanlı tarihçileri tarafından da benimsenmiştir.İmparatorluk bu dönemde Kuzey Afrika'ya yayılmış,Doğu Avrupa'nın önemli kısımlarını zapt etmiş,o büyük Viyana kapılarına dayanmıştır.Doğuda ise tekrardan ortaya çıkan Safevi Devleti ile mücadele etmiştir.

Yükselme devrinde gerçekleşen önemli olaylar;

-İstanbul'un Fethi (1453)
-Ortodoks Kilisesi himaye altına alındı.(1453)
-Orta Çağ kapanıp Yeni Çağ açıldı.(1453)
-Karamanoğulları Beyliği ortadan kaldırıldı.
-Mora Despotluğu ve Trabzon Rum İmparatorluğuna son verildi.
-Akkoyunlu Uzun Hasan Otlukbeli Savaşında mağlup edildi.
-Girit hariç Ege'deki tüm Venedik hakimiyeti sona erdi.
-Kefe,Sudak,Kırım Osmanlı himayesine girdi.
-Hersek,Kil ve Akkerman Osmanlı topraklarına katıldı.
-Modon,İnebahtı,Koron ve Navarin Osmanlı topraklarına katıldı.
-Osmanlı'ya karşı Safeviler tarafından Şahkulu isyanı çıkarıldı.
-Çaldıran Savaşı(1514) kazanıldı.
-Mercidabık(1516) ve Ridaniye(1517) Savaşının galibi olunarak Mısır ve Filistin Osmanlı himayesine girdi.Memlûk Devleti tarihe karıştı.
-Hicaz alındı,Hz.Peygamberin (sav) Kutsal Emanetleri İstanbul'a getirtildi,hilafet Osmanlı Hanedanı'na geçti.
-Mohaç Savaşı(1526) kazanıldı.
-Nice(1543) ve Korsika(1553) kuşatmaları kazanıldı.
-Viyana kuşatıldı ancak başarısız olundu.

Osmanlı'da Kuruluş Dönemi

Osmanlı'da Kuruluş Dönemi
Osmanlı'da Kuruluş Dönemi
   1299 yılına geldiği vakit o zamanlar Anadolu'da hüküm süren Anadolu Selçuklu Devleti çöküş süreci içerisindeydi.Bu yıllarda Osman Bey,arkadaşları ile Bilecik,Yarhisar ve İnegöl dolayları fethetti.Yenişehir fethedildi.Osmanlı Beyliği tarih 1299'u gösterdiği vakit resmen kuruldu.1302'de Bizans İmparatoru ve beraberindeki kuvvetler Osman Bey'i durdurmak için yola koyuldu.Osman Bey Bizans İmparatorluğu ile ilk savaşı olarak kabul edilen Koyunhisar savaşının galibi oldu.

   1326'da Osman Bey,Bursa şehrini kuşattı.Fakat kendisinin rahatsızlanması üzerine bu kuşatmanın kumandanı olarak Orhan Bey devam etti.Aynı yıl Bursa fethedildi ve başkent yapıldı.Döneminde kendi adına para bastırarak beyliği devlet haline getirdi.1329 tarihinde III.Andronikos'un başına bulunduğu Bizans ordusu ile Maltepe Savaşı'nı kazandı.1331'de İznik,1337'de İzmit'i ele geçirdi.Kendisinin döneminde devletin sınırları komşu Türk beyliklerinin toplarına doğru genişlemeye başladı.

   1345'te Karesioğulları Osmanlı Beyliği'nin egemenliği altına girdi.Bu sayede Osmanlı hem beyliğin donanmasından hem de Rumeli geçişlerine için alınması gereken önemi büyük yerlere sahip oldu.O,vakitte tah kavgaları ile meşgul olan Bizans yöneticilerinden Kantakuzen'e isteği üzerine yardım gönderen Orhan Bey,yardımının karşılığı olarak Gelibolu Yarımadasında bulunan Çipme Kalesi'nin sahibi oldu.Çimpe Kalesi'nin ele geçirilmesi ile Osmanlı Devleti,ilk rumeli toprağını kazandı.

   Bu olaylardan sonra gerçekleşen olaylar;

-I.Kosava Zaferi
-Niğbolu Zaferi
-Ankara Savaşı(Fetret Dönemi)
-Venediklilerle yapılan ilk savaş(Kaybedildi)
-Aydınoğulları,Germiyanoğulları,Menteşeoğulları ve Tekeoğulları Osmanlı egemenliği altına girdi.
-Macarlar ile Edirne-Segedin antlaşması imzalandı.
-Varna Zaferi
-II.Kosava Zaferi